bouquet

Kirman

  1. Evde yazlık,kışlık ayırımı yaparken baza altlarına yerleştirdiğim hurçları açıp havalandırdım.Eskiden sandıklar açılıp havalandırılırdı şimdi ise baza altları.Zamanın değiştirdiği alışkanlıklar.Bu işlerle uğraşırken elime geçen bir çift yün çorap beni çok eski yıllara götürdü.
    70 li yıllarda babam ikinci şark hizmetini Erzurum Dumlu’da yapmıştı.Kaldığımız lojman şehirden uzak,doğanın içinde,dere kenarında bir yerdi.Evimizin etrafından su akarları akar biz eve ulaşmak için yüksekte kalan taşlara basar öyle eve geçerdik.İptidai olan yaşam koşulları içinde annemin zevk ve gayretleri ile süslediği evimizde mutlu günler geçirmiştik.Kardeşimle benim için derenin kenarında oynamak,taşları toplamak,balıkları yakalamak inanılmaz eğlenceliydi.
    Evimizin karşısında bir değirmen vardı.Değirmenin sahipleri Erzurum’un yerlisi olup, yazları burada ikamet ediyorlar,hayvancılık ve tarımla uğraşıyorlardı
    Buğday ve başakla burada tanıştım.Buğdayın işlelenişini,sapından ,samanından ayrılıp un haline gelişini burada gördüm.O yıllarda hayatımızda GDO yoktu herşey doğaldı,organik kelimesini sonradan öğrendik.
    Değirmenci aile yakınımızdaki komşularımızdı.Bu güzel insanlarla kısa zamanda kaynaşmıştık.Anadolu insanının sıcaklığı,misafirperverliği,yabancı gelene gösterilen ilgi gibi güzel hasletlerle bizi sarıp sarmalamışlardı.Birlikte unutulmaz hoş anlar yaşamıştık.Yerel kültürü,yemekleri birbirimizden öğrenip,bilgi dağarcığımıza katmıştık..Çocuk yaşımda yediğimiz ekmeğin ,soframıza hangi aşamalardan geçip geldiğini burada öğrenmiştim.Tandırı burada tanımış,tandırda yapılan lavaşları ilk burada tatmıştım.
    Beni bu kadar uzaklara götüren onca hatıra arasında birşey daha vardı ki,çok ilgimi çekmişti.
    Değirmenci teyze ismini hatırlamıyorum ama genç bir kızın ona bibi dediğini hatırlıyorum.Bibi o yörede hala demekmiş.Bu bilgide o günden dağarcığımdadır.
    Bir öğlenden sonrası komşularımıza oturmaya gitmiştik.Hazırladıkları yer sofrasındaki,evde yapılmış peynir,tereyağı,kete ve tandır ekmeğinin tadı,lezzeti bir başkaydı.Bu doğallığına bugün organik diyoruz.Çayı kıtlama içiyorlardı,kutulara girmemiş kocaman şekerleri dişleri ile kırıp,çayla ağızda eritiyorlar buna da kıtlama diyorlardı.Büyükler sohbet ederken,çocuklara da önem verip ilgilenmişlerdi.Otururken kadınlar boş durmayıp el işleri ile uğraşıyorlardı.
    Değirmenci teyze eline bir parça yün alıp sonra o yünü elinde uzatarak topaç gibi bir aletle çevirerek ip haline getirince alete sarıp  yumak yapmıştı.Tahtadan yapılmış bu aletin adı ‘Kirman ‘mış.Kuzu yününden eğrilen bu iplerle o yöreye ait ihram dedikleri yöresel bir örtü ve yün çoraplar örülüyormuş.Çoraplar beş şişle,ihram ise tezgahlarda örülüyormuş.
    Anadolu’nun zengin kültürünü,doğasını ,çeşitliliğini,güzelliğini hissetmek ve yaşamak böyle bir şey olsa gerek.Yıllar ve teknoloji çok şeyleri değiştirip kolaylaştırsa bile,o sadeliği ve doğallığı veremiyor.Hem doğal hem de içinde insan sevgisi var…
    … Elimdeki yün çoraplar değirmenci teyzenin bana hediye ettikleri değildi ama doğal yün kokusu ile benim için geçmişe bir yolculuktu..
Share
Kategori: Blog