bouquet

İstasyon

Geçtiğimiz günlerde kardeşimle Erenköy”de bir yürüyüş yaptık.Küçük çarşısı, geçmişten kalan bazı eski binaları, şirin camisi ile samimi ve sıcak bir havası vardı Erenköy’ün…
İnşaat çalışmaları, iş makinaları, toz-karmaşa arasında ilerlemeye ıçalışırken, tel örgüler arasına alınmış istasyonu gördüm.Yenisi yapıldığı için tren hattının faaliyeti durdurulmuş. Bir nebze sevindirici durum bildiğimiz taş duvarlı istasyon binasının yıkılmamış olması ve kendine has mimarisi ile bütün sevimliliğini halen muhafaza etmesi. Dilerim, yenileme esnasında nostaljik doku, anı ve tarih biriktirmiş böyle binalar yıkılmaz.
Şantiyeye dönmüş duman duman bu manzaranın karşısında içim bir tuhaf oldu; istasyon hikayelerini hatırladım…Büyük şehirlerin iç ulaşımındaki yoğun istasyon kalabalığından çok kasabalardaki sakin tren istasyonlarını ve onların lojmanlarını hatırladım.
Kara trenin dumanını tüttürerek; hantal ve bağırarak gelişimi, beklediğini karşılayanların sevincini; yolcu edenlerin burukluğunu, el sallamaları, kondüktörün düdük çalması ile trenin hareket edişini bir kartpostal seyretmiş gibi hatırladım. Üzerine şarkılar yazılmış; filmler çevrilmiş; umutlar bezenmiş onca hikayeyi düşündüm…
Yoğun şehir hayatında kaybolmuş değerler bazen küçük bir anımsama ile heyecan veriyor.Selamın kesildiği, görmezden gelindiği hayatlar,istasyon gibi tel örgülere alınmış sanki…”Yeni” her zaman güzel ama eskisinin de ruhu başka…

Share
Kategori: Blog